Abdest Kuran'da Maide suresinin 6.ayetinde şöyle anlatılmaktadır:Ey imanedenler,namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerininizi yıkayınız ve başınızı ve her iki topuğa kadar ayaklarınızı mesh ediniz.Cünüpseniz tamamen yıkanın.Eğer hasta ve yolculuktaysanız ve ya biriniz tuvaletten gelir veya kadınlarla cinsel ilişkiye girer de su bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa teyemmüm yapın.(niyet ederek)yüzlerinize ve ellerinize mesh eyleyin.Allahın muradı sizleri sıkıntıya sokmak değildir.Ancak o sizi temizlemek ve size verdiği nimeti tamamlamak istiyor.Belki böylelikle şükredersiniz.(Elmalılı Hamdi Yazır,Kuran-ı Kerim Renkli kelime meali sayfa 108)
Abdurrahman Abdullahoğlunun AYETLERİN İNİŞ SIRASINA GÖRE KUR'AN ÇEVİRİSİ adlı kitabına göre bu ayet hicretin 11.yılında peygamberin ölümüne çok yakın bir zamanda inmiş.Maide suresinin 1'den 9'a kdar olan ayetleri peygembere en son nazil olan ayetler.Bu 6.ayet şu açılardan beni düşündürdü:
1.Bu ayete göre peygamberin son yılına kadar abdest farz değil.Bu kesin.O zaman şu soru cevaplanmalı:O zamana kadar yani peygamberin vefatına yaklaşık 6 ay kalana kadar Kuranda anlatılmayan,müslümanlara farz kılınmayan abdest niye böyle son dönemde farz kılınmış?Daha önceki abdestsiz namazlar geçersiz mi?
2.Kuranda bu kadar açık biçimde anlatılan abdeste bu eklemeler niye yapılmış?Öyle ya bugün ağza,burna su vermek, ,enseyi mesh etmek Kurandaki tarife uymayan eklemeler.
3.Niye ellerinizi ve yüzünüzü yıkayın(eğsilu)derken baş ve ayaklarınızı mesh edin(emsihu)deniliyor.Ve doğal olarak şu soru sorulmalı:Büyük din alimlerimiz hele medya meaklısı ahkamcılarımız niye bunu halka anlatmazlar da temiz inançlı onca müslüman karda kışta ayaklarını yıkamak için uğraşır?
4.Bu ayette "eğsilu",emsihu"ve "etehheru" gibi üç ayrı eylem niye kullanılmış?Kurana uygun temizlik için, ibadet öncesi abdest için bu üç eylemin anlam ayırtılarını dikkate almak gerekmez mi?
Abdest,sözcüğünün farsça kökeli bir sözcük oluşuna ve "elsuyu"anlamına geldiğine de dikkat çekmek isterim
15 Haziran 2010 Salı
10 Mayıs 2010 Pazartesi
Fatiha Suresi Üzerine
İhlas ve Fatiha surelerini birlikte düşününce şu dikkatimi çekti:
Fatiha suresinde "İyyakenabudu ve iyyakenestain" deniyor.Yani "biz sana kulluk ederiz ve senden yardım dileriz" Yardım dileyen kim? Biz.O zaman Kuran Allah kelemı olduğuna göre öznesi "biz" olan bu ayet Allaha ait değil demektir.Bunu kabul etmek çok zor.O zaman ya Fatiha suresinin başıda da İhlas'ta olduğu gibi"gul:de" emri vardı ve Kuran kitaplaştırılırken unutulmuştur ya da Fatiha sadece bir duadır.
Ta başından itibaren peygamberin en yakınındaki sahabelerden ve Kur'anı en iyi bilenlerden biri olan Abdullah İbni Mesud'un Kur'an nüshasında,Cafer es Sadık mushafında,ve Hz.Ali,ye ait olduğu düşünülen mushata Fatiha'nın bir sure olarak yer almadığının Kur'an tarihiyle ilgili kaynaklarda belirtildiğine de dikkat çekelim.
Fatiha suresinde "İyyakenabudu ve iyyakenestain" deniyor.Yani "biz sana kulluk ederiz ve senden yardım dileriz" Yardım dileyen kim? Biz.O zaman Kuran Allah kelemı olduğuna göre öznesi "biz" olan bu ayet Allaha ait değil demektir.Bunu kabul etmek çok zor.O zaman ya Fatiha suresinin başıda da İhlas'ta olduğu gibi"gul:de" emri vardı ve Kuran kitaplaştırılırken unutulmuştur ya da Fatiha sadece bir duadır.
Ta başından itibaren peygamberin en yakınındaki sahabelerden ve Kur'anı en iyi bilenlerden biri olan Abdullah İbni Mesud'un Kur'an nüshasında,Cafer es Sadık mushafında,ve Hz.Ali,ye ait olduğu düşünülen mushata Fatiha'nın bir sure olarak yer almadığının Kur'an tarihiyle ilgili kaynaklarda belirtildiğine de dikkat çekelim.
27 Nisan 2010 Salı
Bakara 259
Bakara suresi 259.ayetin türkçe çevirileri şöyle:
Yahut şu kimse gibisini(görmedin mi)ki duvarları çatıları üstüne yığılmış(alt üst olmuş)ıssız bir kasabaya uğramıştı:"Allah bunu böyle öldükten sonra nasıl diriltecek?"demişti.Allah da kendisini yüz sene öldürüp sonra diriltti,"Ne kadar kaldın?" dedi."Bir gün yada bir günün birazı kadar kaldım"dedi.(Allah):Hayır,dedi,yüzyıl kaldın,,yiyeceğine içeçeğine bak,bozulmamış;eşeğine bak!Seni insanlar için bir ibret kılalım diye böyle yaptık.Kemiklere bak,nasıl onları birbiri üstüne koyuyor,sonra onlara et giydiriyoruz!" Bu işler ona açıkça belli olunca:"Allah'ın her şeye kadir olduğunu biliyorum."dedi.(Süleyman Ateş,Kuran-ı Kerim Tefsiri,sayfa371)
Parantez içi sözcükler hariç büyük ölçüde Arapça özgün metne uygun bir çeviri.
Sevgili okur,
Bu parçada anlatılmak isteneni net olarak anlıyor musun?Yüz yıl kaldığını ispatlamak için niye yiyeceğin içeceğin bozulmamışlığı anlatılsın?Tam aksinin anlatılması gerekmez mi?Ya "eşeğine bak!"sözünün burada yeri var mı?Bu çeviriye göre bu ayet anlamsal bir bütünlük taşıyor mu?
Şu da Hasan Basri Çantay,ın çevirisi:
Yahud o kimse gibisini(görmedin mi)ki (binalarının)çatıları çökmüş,duvarları üstüne yıkılmış(kimsecikleri de kalmamış)bir kasabaya uğramış.(Kendi kendine):"Allah burasını ölümden sonra nasıl diriltecek?" demiş.Allah da onu yüz yıl ölü bırakmış,sonra diriltmiş(kendisine):"Ne kadar eğlendin ?"demiş. O da"Bir gün yahut bir günden az"diye söylemişti.Allah (ona):"Hayır ,yüz yıl (ölü) kaldın.İşte yiyeceğine içeceğine bak,henüz bozulmamıştır.Bir de merkebine bak!(Böyle yapmamız)seni insanlara ibret nişanesi kılmamız içindir.(Merkebin)kemikler(ine) de bak,onları nasıl birleştirip yerli yerine koyuyoruz.Sonra da onlara et giydiriyoruz"dedi.O-(merkep dirilip eski haline geldiği ve her şey) kendisine apaçık belli olduğu zaman-(şöyle)söyledi:"Artık şu müşahademle de" biliyorum ki Allah şüphesiz her şeye hakkıyla gücü yetendir.(Kur,an_ı Hakim ve Meali Kerim s.73)
Bu çevirideki parantez içi sözler de sözcükler Özgün Arapça metinde yok.Metnin anlamsal bütünlüğünü sağlamak için müfessir tarafından eklenmiş.Peki niye bu kadar eklemeler yapılyor?Oysa Kur,anın bir çok ayeti olağanüstü düzgün cümlelerden kurulu.Bu ve benzeri birçok ayet ise bu tür eklemeler olmadan anlamlandırılamıyor.Peki niye?
Acaba noktasız ve harekesiz ilk metinler yanlış mı okundu? Örneğin "himar"sözcüğü "eşek"anlamından başka bir anlamda olabilir mi? Metinde bu şekliyle bir eksiklik,bir yetersizlik olduğu kesin. Böyle olduğu için de müfessirler,mütercimler anlam verirken ve yorumlarken hiçbir şekilde tatmin edemeyen açıklamalar yapmak zorunda kalıyorlar.
Sayın Süleyman Ateş,Sayın Bayraktar Bayraklı,Sayın Ali bulaç ve diğer müfessirler ,mütercimler,lütfen beni ikna eder misiniz?
Yahut şu kimse gibisini(görmedin mi)ki duvarları çatıları üstüne yığılmış(alt üst olmuş)ıssız bir kasabaya uğramıştı:"Allah bunu böyle öldükten sonra nasıl diriltecek?"demişti.Allah da kendisini yüz sene öldürüp sonra diriltti,"Ne kadar kaldın?" dedi."Bir gün yada bir günün birazı kadar kaldım"dedi.(Allah):Hayır,dedi,yüzyıl kaldın,,yiyeceğine içeçeğine bak,bozulmamış;eşeğine bak!Seni insanlar için bir ibret kılalım diye böyle yaptık.Kemiklere bak,nasıl onları birbiri üstüne koyuyor,sonra onlara et giydiriyoruz!" Bu işler ona açıkça belli olunca:"Allah'ın her şeye kadir olduğunu biliyorum."dedi.(Süleyman Ateş,Kuran-ı Kerim Tefsiri,sayfa371)
Parantez içi sözcükler hariç büyük ölçüde Arapça özgün metne uygun bir çeviri.
Sevgili okur,
Bu parçada anlatılmak isteneni net olarak anlıyor musun?Yüz yıl kaldığını ispatlamak için niye yiyeceğin içeceğin bozulmamışlığı anlatılsın?Tam aksinin anlatılması gerekmez mi?Ya "eşeğine bak!"sözünün burada yeri var mı?Bu çeviriye göre bu ayet anlamsal bir bütünlük taşıyor mu?
Şu da Hasan Basri Çantay,ın çevirisi:
Yahud o kimse gibisini(görmedin mi)ki (binalarının)çatıları çökmüş,duvarları üstüne yıkılmış(kimsecikleri de kalmamış)bir kasabaya uğramış.(Kendi kendine):"Allah burasını ölümden sonra nasıl diriltecek?" demiş.Allah da onu yüz yıl ölü bırakmış,sonra diriltmiş(kendisine):"Ne kadar eğlendin ?"demiş. O da"Bir gün yahut bir günden az"diye söylemişti.Allah (ona):"Hayır ,yüz yıl (ölü) kaldın.İşte yiyeceğine içeceğine bak,henüz bozulmamıştır.Bir de merkebine bak!(Böyle yapmamız)seni insanlara ibret nişanesi kılmamız içindir.(Merkebin)kemikler(ine) de bak,onları nasıl birleştirip yerli yerine koyuyoruz.Sonra da onlara et giydiriyoruz"dedi.O-(merkep dirilip eski haline geldiği ve her şey) kendisine apaçık belli olduğu zaman-(şöyle)söyledi:"Artık şu müşahademle de" biliyorum ki Allah şüphesiz her şeye hakkıyla gücü yetendir.(Kur,an_ı Hakim ve Meali Kerim s.73)
Bu çevirideki parantez içi sözler de sözcükler Özgün Arapça metinde yok.Metnin anlamsal bütünlüğünü sağlamak için müfessir tarafından eklenmiş.Peki niye bu kadar eklemeler yapılyor?Oysa Kur,anın bir çok ayeti olağanüstü düzgün cümlelerden kurulu.Bu ve benzeri birçok ayet ise bu tür eklemeler olmadan anlamlandırılamıyor.Peki niye?
Acaba noktasız ve harekesiz ilk metinler yanlış mı okundu? Örneğin "himar"sözcüğü "eşek"anlamından başka bir anlamda olabilir mi? Metinde bu şekliyle bir eksiklik,bir yetersizlik olduğu kesin. Böyle olduğu için de müfessirler,mütercimler anlam verirken ve yorumlarken hiçbir şekilde tatmin edemeyen açıklamalar yapmak zorunda kalıyorlar.
Sayın Süleyman Ateş,Sayın Bayraktar Bayraklı,Sayın Ali bulaç ve diğer müfessirler ,mütercimler,lütfen beni ikna eder misiniz?
26 Nisan 2010 Pazartesi
Kur'an Üzerine 1
Kuran ,bugüne kadar dilbilimsel ve anlamilimsel olarak incelenmiş mi?Örneğin Alak suresi metinsel ve anlamsal olarak bir bütünlük taşıyor mu?Örneğin ,Kevser suresi doğru anlanlandırılıyor mu?Müfessirler ya da mütercimler Kuranı anlamlandırırken niçin kendilerinden bir yığın şey ekliyor?Kuranı ilk yazılı örnekleriyle elimizdeki Kuran aynı mı?Ve Arapçanın Kurandan önce yazılı ürünü var mı?BU BLOGDA BUNLARA VE BENZERİ SORULARA DA YANIT ARAMAYA ÇABALAYACAĞIZ.
Niye hanif İslam?
"Hanif" yada çoğulu ""hünefa"Kuranda ibrahim peygamberle ilgili olarak geçer.Genellikle saf.temiz,içtenlikli bir inanamayı içerir.
Şunu görmek gerekir:İslam Kuranda sadece Muhammedin getirdiği dinin adı değildir.İsalm kayıtsız koşulsuz Allaha teslim olmanın genel adıdır.Bu tesbit anlamını Asr suresinde bulur: Ve zaman .Muhakak insan zarardadır.İman edenler ve güzel işler yapanlar hariç.İnsanlara sabrı ve hakkı tavsiye et.
Benim Hanif İslam dediğim işte bu İslam.Yoksa bugün Malezyada.Mısırda.Arabistanda Afganistanda,Irakta,İranda,Türkiyede uygulanan "dondurulmuş",çıkarlara göre "soslanmış" islam değil.
BU BLOGDA HANİF İSLAMA ULAŞMA YOLU OLDUĞUNA İNANDIĞIM ARAŞTIRICI,SORGULAYICI YAKLAŞIMLARLA OLUŞTURULMUŞ DÜŞÜNCELER BULACAKSINIZ.
Şunu görmek gerekir:İslam Kuranda sadece Muhammedin getirdiği dinin adı değildir.İsalm kayıtsız koşulsuz Allaha teslim olmanın genel adıdır.Bu tesbit anlamını Asr suresinde bulur: Ve zaman .Muhakak insan zarardadır.İman edenler ve güzel işler yapanlar hariç.İnsanlara sabrı ve hakkı tavsiye et.
Benim Hanif İslam dediğim işte bu İslam.Yoksa bugün Malezyada.Mısırda.Arabistanda Afganistanda,Irakta,İranda,Türkiyede uygulanan "dondurulmuş",çıkarlara göre "soslanmış" islam değil.
BU BLOGDA HANİF İSLAMA ULAŞMA YOLU OLDUĞUNA İNANDIĞIM ARAŞTIRICI,SORGULAYICI YAKLAŞIMLARLA OLUŞTURULMUŞ DÜŞÜNCELER BULACAKSINIZ.
21 Nisan 2010 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)